NASIL BATIRDIM

“Fuck up night” basligi 2012 yılında Mexico’da doğmuş bir platform olmakla beraber GGK olarak 21 Şubat 2018 tarihinde bu etkinliği yapmaya karar verdik. Basar Kaya moderatörlüğünde Sucool ve fuck up nights yani nasıl batırdım konseptini açıklandı. Daha sonra kendi hikayesini anlatmaya başlayan Kaya

üniversitede makine mühendisliği okuduğunu söyledi. Üniversitedeyken Çapa tıpta lösemili çocuklarla çalıştığı ve trambosit ihtiyacını karşıladıklarını ,sonra bunları excele döktüğünü paylaştı bizlerle.  Gördüğü bir reklamdan esinlenerek kan arayışı için böyle bir sistem kurmayı düşündü. Basar Kaya zaten elinde böyle datalar olduğu için kolay olacağını düşündü ama yazılım bilmediğinden dolayı çalışmak amaçla birileriyle anlaştı. Ama sitenin sorunu suydu ki insanlar bu siteye üye olmuyordu. Yani sisteme bağışçı eklenemiyordu.  Sonra bunun nedenini merak ettiler ve araştırdılar. Bunun sonucunda insanlar sms alıp kan bağışı yapmak istediklerinde kabul olmazlarsa vicdan azabı çekecekleri için üye olmadıkları çıktı. Bu yüzden şirket battı. Bu durumu teknoloji gelişse bile insanların vicdanları doğrultusunda ilerlemesine bağlıyor Kaya. Ayrıca sistem kodlarını ortaklarına verdiği için kontrat imzalamadan ise girilmemesi gerektiğini de vurguladı ve konuşmasını Fevzi Güngör e devretti.

 

 

Odeal in kurucusu Güngör, “Fuck up nedir? Nasıl yapılır ?”diye bir giriş yaptıktan sonra futboldan örneklerle durumu açıkladı. Is hayatında tam olarak batıma kavramı kaybettiğin zaman mi, fırsat maliyeti mi, kazanabilecekken kazanamamak mi, kafandaki is modülünün çalışmaması mi, harcadığın vaktin boşuna gitmesi mi, isin sonucunda borçla çıkmak mi ? Bu soruların cevaplarını düşünmek gerekir ve aslında start upsaniz bunların çoğunu tecrübe edeceğimizi dile getirdi. İyi tarafı yok mu bu başarısızlıkların peki?  Var tabii ki. Ama keyif almanız lazım. Çünkü verdiğiniz emeklerin karşılığını çok uzun zaman sonra alabiliyorsun. “Rıdvan Dilmen’in lafı var, ‘Allah canimi sahada alsın’ boyle yaptığın isi sevdikçe büyüyebiliyorsun. Bir kere her başarısızlık ders çıkarmana neden oluyor. Bir yandan da eğlencesi var tabii ki. Batmak eğlenceli mi diyecekseniz, tartışılır.” diyor.  Güngör, üniversitede inşaat okuduğunu ve ailesi inşaat firması olduğu için mesleğinin  ilgili olmasını istediğini söyledi. Üniversite döneminde İtalya’dan mutfak ithalatı yapmaya başladı fakat tutmadı. Bundan sonra İtalya’dan seramik getirdi ve İstanbul da katalog üzerinden satmaya çalıştı. O da olmadı. İsveç’ten isi pompası getirdi bu is de Türkiye şartları ile olmadı çünkü kurulum maliyeti çok yüksekti. Bu donemde öğrendiği şey ise birilerini tanımaktı.  2002’de inşaattan mezun oldu,  ITU ve Boğaziçi’nde yüksek lisans yaptıktan sonra uzun sure inşaat yaptı. Fakat çalıştığı şirketin fiyat anlayışından sonra isten ayrılıp fiyat odaklı bir is yapmama kararı aldı. Daha sonra bilişim islerine başladı. Sms isi yaptıktan sonra ortağının bu isi bırakması nedeni ile kendisi de isi bırakmak zorunda kaldı. Çağar merkezi şirketi kurdu ve bu is beklenenin çok üzerinde oldu. Fakat yine battı. Artık kendi başına, ortaklık olmadan  bir is kurmak istedi ve bu şirketin en büyük e-internet sitesi olmasını istedi. Böylelikle Odeal’i kurdu ,mutlu sona ulaştı. Öğrendiği dersleri 3 basamaklı piramitte benzeten Güngör, “Başka çaren yoksa her kilidi acarsın, bir isi yapıyorsan gereğini yapmalısın, yaptığın iş için sinmiyorsa değiştir “diye açıklıyor. Ayrıca kendisi “Sabahları eğer uyanıp o isi yapamıyorsan bir sıkıntı vardır.” diyor.

 

 

Böylelikle söz Fatih Güner e geliyor. Fuck up günlük hayatta insanın başına gelen ve normalde gelmesi beklenmeyen olayların tümüdür aslında, diye başlıyor. Acayip bir hikaye anlatacağını “Bu kadar sallamak istesem yazamam” diyerek vurguluyor. Şirketini 2011’in başında 22 bin tl kredi ve son maaşını koyarak açıyor. Fakat batmanın eşiğine geliyor. Bu sırada Gungor’un fikirlerine inanan zeki bir arkadaşı yatırımcı olmak istiyor çünkü bu donemde siteyi ayda 700 bin kişi ziyaret ediyor. Levent Life Plaza’da da kirası 3 bin dolar olan ofisi tutuyorlar. Ofisin tasarımı için 200 bin tl harcıyorlar. 2012 nin Ocak- Şubat aylarında 11 kişi ise alıyorlar. Arkadaşı başka birinin daha ortak olmasını istiyordu.  Aradan bir ay geçti başka bir arkadaşları daha ortak oldu.  Aradan iki ay geçiyor, is yerine adi duyulmuş adamlar gelip gitmeye başlıyor. Fark etmeden bir hayli büyük bir şirket oluyorlar. Dışarıdan böyle görünmelerine rağmen, şirket içerisinde bir strateji bile yok. Tam olarak kaos ortamı… Bir gece de iflas ediyorlar. Evlilikler, ortaklıklar bozuluyor. Is batıyor. Bunun sonrasında ise Bilgi Üniversitesinin  reklamlarını alıyor ve durumunu düzeltiyor. Bu batırmadan öğrendiği şey ise ‘içeriye para girdiği zaman ortaklık bozulmaya başlıyor.’ “ Ortağını seçerken çok dikkatli ol. Çünkü es ve ortak secimi hayattaki en büyük fuck uplar. Sevgililerimizden ne kadar önemli olduğunu öğrenmedik mi, is ortaklığı da bundan farklı değil.” diyor Güner.

 

Son olarak mikrofon SuB’ın kurucusu Fırat Özgöçer’e geçiyor. Dogma büyüme Ankaralı olan Ozgocer,81 doğumlu. Tek çocuk… Başarılı iş adamının çocukluk hayalini duyunca ise çok şaşıracaksınız: büyüğünce dönerci olmak. Oyuncakla oyuncağına dönercilik oynadığını sik sik dile getiriyor. Ted Ankara’da lise okuyan Fırat Özgöçer , ikinci sınıfta laboratuvarı yaktığı için okuldan atılıyor. Böylelikle Çankaya dan mezun oluyor. Üniversite sınava çok çalışıyor ve sınavda sonran 40 bininci oluyor. Bu yüzden hiç bir yere yerleşemiyor. Ertesi sene daha  çok çalışarak Türkiye 16.si oluyor. ODTU genetiğe giriyor. Müzik grubuna katılıyor. Ilk sene tüm derslerden F alıp kalıyor. Bu sefer azmederek 4 yıllık okulu çok kısa bir zamanda bitirince ayni rektör yine mektup yolluyor fakat gurur mektubu bu sefer. Mezun olduktan sonra ilaç firmalarında çalışıyor ve en sonunda istifa etme kararı alıyor çünkü otel açmak istiyor.  Fakat parası yok. Turistlerin gözünden baktığında çok mantıklı gelen Karaköy’ü seçiyor ve bunun için  Corsa marka arabası dahil her şeyini satıyor. Memleketteki en ucuz malzemeleri bulup otelini yapıyor. Hatta kendisi en çirkin yeri yaptığını bile iddia ediyor. Oteli açtığı ilk andan itibaren 13 gün boyunca ful çekiyor..(bu arada ihlas marka sohbetlerle 90-100 Euro’ya satıyordu odalar). Fakat ruhsatın varlığından haberi yokmuş. Bu yüzden otel kapatılıyor ve 6 ay kapalı kalıyor. 6 ay sonunda ruhsatını alıp isleri yoluna koyuyor. Eski esini de ikna ederek ikinci binayı alıp değişik bir konsept yaratıyor. Karaköy’den esinlendiği bu otelinde demirden yataklar ve tuvaletler yer alıyor. Madonna gibi ünlüler de bu otelinde konaklama fırsatı bulmuş. Bunların dışında gelecek projelerinden de bahseden Özgöçer, “Bana bir şeyi yapmış, başarmış olmak yetmiyor. Sürekli yeni  ve farklı  şeyler yapmak istiyorum. Bu beni mutlu ediyor. Sizler de mutlu olacağınız şeyleri yapın. Çünkü o zaman dopamin salgılıyorsunuz. Size iyi gelen, pozitif enerji veren islerle, insanlarla zaman geçirin.“ diyerek mikrofonu teslim ediyor.

“Fuck up night” basligi 2012 yılında Mexico’da doğmuş bir platform olmakla beraber GGK olarak 21 Şubat 2018 tarihinde bu etkinliği yapmaya karar verdik. Basar Kaya moderatörlüğünde Sucool ve fuck up nights yani nasıl batırdım konseptini açıklandı. Daha sonra kendi hikayesini anlatmaya başlayan Kaya

üniversitede makine mühendisliği okuduğunu söyledi. Üniversitedeyken Çapa tıpta lösemili çocuklarla çalıştığı ve trambosit ihtiyacını karşıladıklarını ,sonra bunları excele döktüğünü paylaştı bizlerle.  Gördüğü bir reklamdan esinlenerek kan arayışı için böyle bir sistem kurmayı düşündü. Basar Kaya zaten elinde böyle datalar olduğu için kolay olacağını düşündü ama yazılım bilmediğinden dolayı çalışmak amaçla birileriyle anlaştı. Ama sitenin sorunu suydu ki insanlar bu siteye üye olmuyordu. Yani sisteme bağışçı eklenemiyordu.  Sonra bunun nedenini merak ettiler ve araştırdılar. Bunun sonucunda insanlar sms alıp kan bağışı yapmak istediklerinde kabul olmazlarsa vicdan azabı çekecekleri için üye olmadıkları çıktı. Bu yüzden şirket battı. Bu durumu teknoloji gelişse bile insanların vicdanları doğrultusunda ilerlemesine bağlıyor Kaya. Ayrıca sistem kodlarını ortaklarına verdiği için kontrat imzalamadan ise girilmemesi gerektiğini de vurguladı ve konuşmasını Fevzi Güngör e devretti.

 

 

Odeal in kurucusu Güngör, “Fuck up nedir? Nasıl yapılır ?”diye bir giriş yaptıktan sonra futboldan örneklerle durumu açıkladı. Is hayatında tam olarak batıma kavramı kaybettiğin zaman mi, fırsat maliyeti mi, kazanabilecekken kazanamamak mi, kafandaki is modülünün çalışmaması mi, harcadığın vaktin boşuna gitmesi mi, isin sonucunda borçla çıkmak mi ? Bu soruların cevaplarını düşünmek gerekir ve aslında start upsaniz bunların çoğunu tecrübe edeceğimizi dile getirdi. İyi tarafı yok mu bu başarısızlıkların peki?  Var tabii ki. Ama keyif almanız lazım. Çünkü verdiğiniz emeklerin karşılığını çok uzun zaman sonra alabiliyorsun. “Rıdvan Dilmen’in lafı var, ‘Allah canimi sahada alsın’ boyle yaptığın isi sevdikçe büyüyebiliyorsun. Bir kere her başarısızlık ders çıkarmana neden oluyor. Bir yandan da eğlencesi var tabii ki. Batmak eğlenceli mi diyecekseniz, tartışılır.” diyor.  Güngör, üniversitede inşaat okuduğunu ve ailesi inşaat firması olduğu için mesleğinin  ilgili olmasını istediğini söyledi. Üniversite döneminde İtalya’dan mutfak ithalatı yapmaya başladı fakat tutmadı. Bundan sonra İtalya’dan seramik getirdi ve İstanbul da katalog üzerinden satmaya çalıştı. O da olmadı. İsveç’ten isi pompası getirdi bu is de Türkiye şartları ile olmadı çünkü kurulum maliyeti çok yüksekti. Bu donemde öğrendiği şey ise birilerini tanımaktı.  2002’de inşaattan mezun oldu,  ITU ve Boğaziçi’nde yüksek lisans yaptıktan sonra uzun sure inşaat yaptı. Fakat çalıştığı şirketin fiyat anlayışından sonra isten ayrılıp fiyat odaklı bir is yapmama kararı aldı. Daha sonra bilişim islerine başladı. Sms isi yaptıktan sonra ortağının bu isi bırakması nedeni ile kendisi de isi bırakmak zorunda kaldı. Çağar merkezi şirketi kurdu ve bu is beklenenin çok üzerinde oldu. Fakat yine battı. Artık kendi başına, ortaklık olmadan  bir is kurmak istedi ve bu şirketin en büyük e-internet sitesi olmasını istedi. Böylelikle Odeal’i kurdu ,mutlu sona ulaştı. Öğrendiği dersleri 3 basamaklı piramitte benzeten Güngör, “Başka çaren yoksa her kilidi acarsın, bir isi yapıyorsan gereğini yapmalısın, yaptığın iş için sinmiyorsa değiştir “diye açıklıyor. Ayrıca kendisi “Sabahları eğer uyanıp o isi yapamıyorsan bir sıkıntı vardır.” diyor.

 

 

Böylelikle söz Fatih Güner e geliyor. Fuck up günlük hayatta insanın başına gelen ve normalde gelmesi beklenmeyen olayların tümüdür aslında, diye başlıyor. Acayip bir hikaye anlatacağını “Bu kadar sallamak istesem yazamam” diyerek vurguluyor. Şirketini 2011’in başında 22 bin tl kredi ve son maaşını koyarak açıyor. Fakat batmanın eşiğine geliyor. Bu sırada Gungor’un fikirlerine inanan zeki bir arkadaşı yatırımcı olmak istiyor çünkü bu donemde siteyi ayda 700 bin kişi ziyaret ediyor. Levent Life Plaza’da da kirası 3 bin dolar olan ofisi tutuyorlar. Ofisin tasarımı için 200 bin tl harcıyorlar. 2012 nin Ocak- Şubat aylarında 11 kişi ise alıyorlar. Arkadaşı başka birinin daha ortak olmasını istiyordu.  Aradan bir ay geçti başka bir arkadaşları daha ortak oldu.  Aradan iki ay geçiyor, is yerine adi duyulmuş adamlar gelip gitmeye başlıyor. Fark etmeden bir hayli büyük bir şirket oluyorlar. Dışarıdan böyle görünmelerine rağmen, şirket içerisinde bir strateji bile yok. Tam olarak kaos ortamı… Bir gece de iflas ediyorlar. Evlilikler, ortaklıklar bozuluyor. Is batıyor. Bunun sonrasında ise Bilgi Üniversitesinin  reklamlarını alıyor ve durumunu düzeltiyor. Bu batırmadan öğrendiği şey ise ‘içeriye para girdiği zaman ortaklık bozulmaya başlıyor.’ “ Ortağını seçerken çok dikkatli ol. Çünkü es ve ortak secimi hayattaki en büyük fuck uplar. Sevgililerimizden ne kadar önemli olduğunu öğrenmedik mi, is ortaklığı da bundan farklı değil.” diyor Güner.

 

Son olarak mikrofon SuB’ın kurucusu Fırat Özgöçer’e geçiyor. Dogma büyüme Ankaralı olan Ozgocer,81 doğumlu. Tek çocuk… Başarılı iş adamının çocukluk hayalini duyunca ise çok şaşıracaksınız: büyüğünce dönerci olmak. Oyuncakla oyuncağına dönercilik oynadığını sik sik dile getiriyor. Ted Ankara’da lise okuyan Fırat Özgöçer , ikinci sınıfta laboratuvarı yaktığı için okuldan atılıyor. Böylelikle Çankaya dan mezun oluyor. Üniversite sınava çok çalışıyor ve sınavda sonran 40 bininci oluyor. Bu yüzden hiç bir yere yerleşemiyor. Ertesi sene daha  çok çalışarak Türkiye 16.si oluyor. ODTU genetiğe giriyor. Müzik grubuna katılıyor. Ilk sene tüm derslerden F alıp kalıyor. Bu sefer azmederek 4 yıllık okulu çok kısa bir zamanda bitirince ayni rektör yine mektup yolluyor fakat gurur mektubu bu sefer. Mezun olduktan sonra ilaç firmalarında çalışıyor ve en sonunda istifa etme kararı alıyor çünkü otel açmak istiyor.  Fakat parası yok. Turistlerin gözünden baktığında çok mantıklı gelen Karaköy’ü seçiyor ve bunun için  Corsa marka arabası dahil her şeyini satıyor. Memleketteki en ucuz malzemeleri bulup otelini yapıyor. Hatta kendisi en çirkin yeri yaptığını bile iddia ediyor. Oteli açtığı ilk andan itibaren 13 gün boyunca ful çekiyor..(bu arada ihlas marka sohbetlerle 90-100 Euro’ya satıyordu odalar). Fakat ruhsatın varlığından haberi yokmuş. Bu yüzden otel kapatılıyor ve 6 ay kapalı kalıyor. 6 ay sonunda ruhsatını alıp isleri yoluna koyuyor. Eski esini de ikna ederek ikinci binayı alıp değişik bir konsept yaratıyor. Karaköy’den esinlendiği bu otelinde demirden yataklar ve tuvaletler yer alıyor. Madonna gibi ünlüler de bu otelinde konaklama fırsatı bulmuş. Bunların dışında gelecek projelerinden de bahseden Özgöçer, “Bana bir şeyi yapmış, başarmış olmak yetmiyor. Sürekli yeni  ve farklı  şeyler yapmak istiyorum. Bu beni mutlu ediyor. Sizler de mutlu olacağınız şeyleri yapın. Çünkü o zaman dopamin salgılıyorsunuz. Size iyi gelen, pozitif enerji veren islerle, insanlarla zaman geçirin.“ diyerek mikrofonu teslim ediyor.